Tüm Yazılar

Teknoparkta Şirket Olmak Ne Demek?

Teknoparkta Şirket Olmak Ne Demek? Ar-Ge’den Ticarileşmeye Teknoloji Geliştirme Bölgeleri

Bir fikir ne zaman teknolojiye dönüşür?

Bir şirketin yenilikçi bir fikre sahip olması önemlidir. Ancak asıl değer; bu fikrin sistematik bir Ar-Ge çalışmasına dönüşmesi, geliştirilmesi, test edilmesi ve sonunda kullanılabilir, ölçeklenebilir ve ticarileştirilebilir bir ürüne dönüşmesiyle ortaya çıkar.

Türkiye’deki Teknoloji Geliştirme Bölgeleri (TGB), yaygın adıyla teknoparklar, tam olarak bu dönüşümü desteklemek amacıyla oluşturulan ekosistemlerdir.

Bu nedenle teknoparkta şirket olmak yalnızca farklı bir adreste faaliyet göstermek veya bazı mali avantajlardan yararlanmak anlamına gelmez. Teknopark yapısının temelinde Ar-Ge, teknoloji geliştirme, yenilik, üniversite-sanayi iş birliği ve ticarileşme bulunur.

Teknopark Nedir?

Teknoparklar; teknoloji veya yazılım geliştiren, Ar-Ge ve yenilik faaliyetleri yürüten işletmelerin üniversiteler, araştırma kuruluşları, girişimciler ve diğer teknoloji firmalarıyla aynı ekosistem içerisinde faaliyet gösterebildikleri Teknoloji Geliştirme Bölgeleridir.

Türkiye’deki Teknoloji Geliştirme Bölgelerinin hukuki altyapısının temelini 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu oluşturmaktadır.

Kanunun yaklaşımı yalnızca yeni şirketlerin kurulmasını teşvik etmek değildir.

Teknolojik bilginin üretilmesi ve ticarileştirilmesi, yeni ürün ve üretim yöntemlerinin geliştirilmesi, verimliliğin artırılması, üretim maliyetlerinin azaltılması, teknoloji yoğun girişimciliğin desteklenmesi ve üniversite ile sanayi arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi bu yapının temel amaçları arasındadır.

Dolayısıyla teknoparkları yalnızca “vergi avantajı sağlayan ofis alanları” olarak değerlendirmek, sistemin esas amacını gözden kaçırmak olur.

Teknoparkta Şirket Olmak Ne Anlama Gelir?

Teknoparkta faaliyet göstermek isteyen bir işletmenin teknoloji geliştirmeye yönelik bir proje ortaya koyması gerekir.

Başka bir ifadeyle mesele yalnızca bir şirket kurmak ve teknoparkta ofis kiralamak değildir.

Şirketin;

  • hangi problemi çözmek istediği,
  • nasıl bir teknolojik yenilik geliştireceği,
  • Ar-Ge faaliyetlerinin neler olacağı,
  • projenin mevcut çözümlerden hangi yönleriyle ayrıldığı,
  • ortaya çıkacak ürün veya yazılımın nasıl ticarileştirileceği

gibi konular önem taşır.

Bu nedenle teknopark süreci aslında şirketleri önemli bir soruyla karşı karşıya bırakır:

“Biz hangi teknolojiyi geliştiriyoruz ve bunun oluşturduğu değer nedir?”

Bu soruya verilen cevap ne kadar güçlü olursa Ar-Ge çalışmasının ticari bir ürüne dönüşme potansiyeli de o kadar belirgin hale gelir.

Neden Teknoparkta Yer Alınır?

Teknoparkların en fazla bilinen tarafı sağladıkları mali avantajlardır. Ancak teknoloji şirketleri açısından değer bunun çok daha ötesindedir.

Teknopark ekosistemi; Ar-Ge projelerinin belirli bir sistem içerisinde yürütülmesine, üniversite-sanayi iş birliklerinin geliştirilmesine, nitelikli insan kaynağına ulaşılmasına, farklı teknoloji firmalarıyla aynı ekosistemde bulunulmasına ve geliştirilen teknolojilerin ticarileştirilmesine katkı sağlayabilir.

Bir girişim açısından teknopark;

fikir → Ar-Ge → prototip → ürün → ticarileşme → büyüme

yolculuğunu destekleyen bir yapı olarak değerlendirilmelidir.

Teknopark Şirketlerinin Vergi ve Teşvik Avantajları

Teknoloji Geliştirme Bölgelerinde faaliyet gösteren işletmelere, ilgili mevzuatta belirtilen faaliyet ve şartlara bağlı olarak çeşitli vergisel ve mali avantajlar sağlanmaktadır.

Bunların başında Ar-Ge, yazılım ve tasarım faaliyetlerinden elde edilen belirli kazançlara yönelik gelir veya kurumlar vergisi istisnası gelmektedir.

Bunun yanında mevzuatta belirtilen koşulları sağlayan yazılım teslim ve hizmetlerinde KDV istisnası, Ar-Ge ve tasarım personeline yönelik vergisel avantajlar, sigorta primi işveren hissesi desteği ile proje kapsamında gerçekleştirilen bazı işlemlere ilişkin teşvik ve istisnalar söz konusu olabilmektedir.

Ancak burada önemli bir ayrım bulunmaktadır:

Teknoparkta faaliyet gösteren bir şirketin gerçekleştirdiği her ticari faaliyet otomatik olarak teşvik kapsamında değildir.

Faaliyetin niteliği, yürütülen Ar-Ge projesiyle ilişkisi ve ilgili mevzuatta belirtilen şartlar ayrıca değerlendirilmelidir.

Bu nedenle teknopark avantajlarının yalnızca “vergiden muaf şirket” şeklinde anlatılması doğru değildir.

Teknopark Sadece Yeni Kurulan Şirketler İçin midir?

Hayır.

Teknopark denildiğinde çoğu zaman yalnızca birkaç kişiden oluşan teknoloji girişimleri düşünülür. Oysa Teknoloji Geliştirme Bölgeleri; teknoloji ve Ar-Ge projesi bulunan mevcut işletmeler açısından da önemli fırsatlar sunabilir.

Sanayi işletmeleri, yazılım şirketleri, mühendislik firmaları ve farklı sektörlerde faaliyet gösteren şirketler yeni bir teknoloji veya Ar-Ge projesini teknopark ekosistemi içerisinde geliştirebilir.

Dolayısıyla önemli olan şirketin yaşı veya büyüklüğünden çok, gerçekleştirilecek çalışmanın Ar-Ge ve teknoloji geliştirme niteliğidir.

Teknoparkta Olmak Tek Başına Yeterli mi?

Teknopark şirketi olmak bir sonuç değil, başlangıçtır.

Bir firmanın teknoparka kabul edilmiş olması o firmanın geliştirdiği teknolojinin otomatik olarak ticari başarı elde edeceği anlamına gelmez.

Asıl başarı;

Ar-Ge projesinin doğru yönetilmesi, doğru ekibin oluşturulması, teknolojinin doğrulanması, fikrî ve sınai hakların korunması, ürünün gerçek kullanıcı ihtiyacını karşılaması ve sonunda sürdürülebilir bir iş modeline dönüşmesiyle ortaya çıkar.

Bu nedenle başarılı bir teknoloji şirketi için asıl soru:

“Teknopark bize ne sağlıyor?”

değil,

“Teknopark ekosistemini teknolojimizi geliştirmek ve ticarileştirmek için nasıl kullanıyoruz?”

olmalıdır.

Ar-Ge’den Ticarileşmeye Giden Yol

Türkiye’de teknoloji geliştiren şirketlerin önünde artık yalnızca Ar-Ge desteği almak üzerine kurulu bir yapı bulunmuyor.

Bir teknoloji şirketinin yol haritasında;

Ar-Ge projesi, teknopark yapılanması, fikrî ve sınai mülkiyet hakları, patent ve marka süreçleri, Yerli Malı Belgesi, Teknolojik Ürün Deneyim Belgesi (TÜR), kamu alımları, yatırım destekleri, ulusal ve uluslararası fonlar ve ticarileşme stratejileri

birbirini tamamlayan unsurlar haline gelebiliyor.

Bu nedenle teknoloji geliştiren işletmelerin sürece yalnızca “proje yazmak” veya “teşvik almak” açısından değil, bütüncül bir teknoloji ve ticarileşme stratejisi açısından yaklaşması gerekiyor.

İSİAS’ın Teknoloji Yolculuğu

İSİAS Eğitim ve Danışmanlık olarak biz de teknoloji geliştirme sürecinin yalnızca teorik tarafında değil, doğrudan uygulamanın içerisinde yer alıyoruz.

Ar-Ge, yapay zekâ, dijital dönüşüm, enerji ve sürdürülebilirlik alanlarında yürüttüğümüz çalışmaların yanında, teknoloji geliştirme faaliyetlerimizi Bilişim Vadisi – Gebze Teknoloji Geliştirme Bölgesi ekosisteminde sürdürüyoruz.

Bu çalışmalarımızın önemli çıktılarından biri AEYS – Akıllı Enerji Yönetim Sistemi platformudur.

AEYS; enerji verilerinin izlenmesi ve analiz edilmesi, enerji performans göstergelerinin değerlendirilmesi, enerji referans çizgilerinin oluşturulması, önemli enerji kullanım alanlarının takibi ve veriye dayalı iyileştirme süreçlerinin desteklenmesi amacıyla geliştirilen web tabanlı bir teknoloji platformudur.

Bu nedenle bizim açımızdan teknopark deneyimi yalnızca bir teşvik mekanizmasından ibaret değildir.

Bir ihtiyacın belirlenmesinden Ar-Ge projesinin oluşturulmasına, yazılım geliştirmeden test süreçlerine, fikrî mülkiyetten ticarileşmeye kadar uzanan teknoloji geliştirme yolculuğunun doğrudan bir parçasıdır.

Teknoparka Girmek İsteyen Şirketler Nereden Başlamalı?

İlk adım teknopark aramak değil, Ar-Ge fikrini doğru tanımlamak olmalıdır.

Şirket öncelikle şu soruların cevabını vermelidir:

Hangi problemi çözüyoruz?

Mevcut çözümler neden yeterli değil?

Bizim geliştireceğimiz teknoloji hangi yeniliği getiriyor?

Ortaya çıkacak ürünün müşterisi kim?

Proje tamamlandığında elimizde hangi somut teknolojik çıktı olacak?

Ve belki de en önemlisi:

Bu teknoloji nasıl ticarileşecek?

Bu sorular netleştiğinde teknopark başvurusu yalnızca bir kabul süreci olmaktan çıkar ve şirketin uzun vadeli Ar-Ge stratejisinin parçası haline gelir.

Sonuç: Teknopark Bir Adresten Daha Fazlasıdır

Teknoparkta şirket olmak tabelanın değişmesi değildir.

Doğru kullanıldığında teknopark; bilginin teknolojiye, teknolojinin ürüne ve ürünün ekonomik değere dönüşmesini sağlayan bir ekosistemin içerisinde yer almak anlamına gelir.

Türkiye’nin katma değerli üretim kapasitesinin artması için daha fazla şirketin yalnızca teknoloji kullanması değil, teknoloji geliştirmesi gerekiyor.

Bu noktada Teknoloji Geliştirme Bölgeleri; üniversite, sanayi, girişimcilik ve Ar-Ge dünyasının kesiştiği önemli yapılardan biri olmaya devam ediyor.

İSİAS Eğitim ve Danışmanlık olarak Ar-Ge, teknoloji geliştirme ve ticarileşme süreçlerinde edindiğimiz deneyimi işletmelerle paylaşarak; fikirlerin projeye, projelerin teknolojiye ve teknolojinin sürdürülebilir ticari değere dönüşmesini desteklemeyi hedefliyoruz.

Kaynaklar

  • T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı
  • 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu
  • T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi – Teknoloji Geliştirme Bölgeleri

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Vergi, teşvik ve istisnaların uygulanması şirketin faaliyetleri ve projenin niteliğine göre değişebileceğinden güncel mevzuat ve ilgili kurum düzenlemelerinin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

 

Yorumunuz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir