Tüm Yazılar

Emisyon Ticaret Sistemi (Ets) Nedir?

Emisyon Ticaret Sistemi (Ets) Nedir? Türkiye’de Yeni Karbon Piyasası Dönemi

Sürdürülebilirlik | Karbon Yönetimi

İklim değişikliğiyle mücadele artık yalnızca çevresel hedeflerden oluşan bir gündem değil. Enerji maliyetleri, karbon fiyatlandırması, uluslararası ticaret, tedarik zincirleri ve sürdürülebilirlik yükümlülükleri, işletmelerin üretim ve yatırım kararlarını doğrudan etkileyen unsurlar haline geliyor.

Bu dönüşümün merkezindeki araçlardan biri de Emisyon Ticaret Sistemi (ETS).

Türkiye açısından konu artık yalnızca geleceğe yönelik bir hazırlık başlığı değil. 7552 sayılı İklim Kanunu ile karbon fiyatlandırmasının hukuki altyapısı oluşturuldu ve 27 Ağustos 2026 tarihinde yayımlanan Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi Yönetmeliği ile sistemin uygulanmasına ilişkin çerçeve önemli ölçüde netleşti.

Peki ETS nedir? Türkiye’deki sistem nasıl işleyecek? Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM/SKDM) ile nasıl bir ilişkisi bulunuyor? İşletmeler neden enerji ve karbon verilerini bugünden daha etkin yönetmek zorunda?

 

EMİSYON TİCARET SİSTEMİ (ETS) NEDİR?

Emisyon Ticaret Sistemi, sera gazı emisyonlarının azaltılmasını ekonomik bir mekanizma üzerinden teşvik eden karbon fiyatlandırma araçlarından biridir.

Sistemin temelinde, belirlenen kapsamdaki işletmelerin sera gazı emisyonlarının ölçülmesi, izlenmesi, raporlanması ve doğrulanması bulunur.

ETS kapsamında belirlenen toplam emisyon sınırı doğrultusunda piyasaya tahsisatlar sunulur. İşletmelerin yükümlülüklerini karşılayabilmeleri için gerçekleştirdikleri emisyonlarla uyumlu miktarda tahsisata sahip olmaları gerekir.

Böylece karbon salımı yalnızca çevresel bir gösterge olmaktan çıkarak işletmeler açısından ekonomik sonuçları bulunan ölçülebilir bir performans unsuruna dönüşür.

Bu yapı aynı zamanda işletmeleri;

  • enerji tüketimlerini azaltmaya,
  • enerji verimliliğini artırmaya,
  • üretim süreçlerini optimize etmeye,
  • düşük karbonlu teknolojilere yatırım yapmaya,
  • yenilenebilir enerji kullanımını artırmaya,
  • sera gazı emisyonlarını sistematik şekilde yönetmeye

teşvik eder.

 

ETS’NİN TEMEL MANTIĞI: KARBONUN EKONOMİK BİR DEĞERE DÖNÜŞMESİ

Bir üretim tesisinde elektrik, doğal gaz veya diğer enerji kaynaklarının kullanılması yalnızca enerji maliyeti oluşturmaz. Faaliyetin niteliğine göre aynı zamanda doğrudan veya dolaylı sera gazı emisyonlarıyla ilişkilidir.

Karbon fiyatlandırmasının gelişmesiyle birlikte işletmeler açısından yeni bir maliyet ve performans alanı ortaya çıkmaktadır:

Karbon maliyeti.

Bu nedenle geleceğin rekabetçi işletmeleri yalnızca “Ne kadar enerji tüketiyorum?” sorusuna değil;

Ne kadar emisyon oluşturuyorum?
Hangi proses daha fazla enerji tüketiyor?
Hangi üretim hattının karbon yoğunluğu daha yüksek?
Enerji verimliliği yatırımı emisyonlarımı ne kadar azaltabilir?
Bu azaltımın ekonomik karşılığı nedir?

sorularına da cevap verebilmelidir.

ETS’nin işletmeler açısından en önemli etkilerinden biri tam olarak burada ortaya çıkmaktadır.

 

TÜRKİYE’DE EMİSYON TİCARET SİSTEMİ: YENİ DÖNEM BAŞLADI

Türkiye’nin karbon fiyatlandırması alanındaki en önemli düzenlemelerinden biri, 7552 sayılı İklim Kanunu’nun 9 Temmuz 2025 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanmasıyla gerçekleşti.

Kanun; yeşil büyüme vizyonu ve net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda iklim değişikliğiyle mücadeleye ilişkin yasal ve kurumsal çerçeveyi oluştururken, Emisyon Ticaret Sistemi’nin kurulmasına yönelik temel hukuki altyapıyı da ortaya koydu.

Bu sürecin ardından Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi Yönetmeliği, 27 Ağustos 2026 tarihli ve 33353 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Yönetmelikle birlikte sera gazı emisyonlarının izlenmesi, raporlanması ve doğrulanmasının yanı sıra Türkiye ETS’nin uygulanmasına ilişkin temel usul ve esaslar düzenlendi.

Bu gelişme, Türkiye’nin karbon piyasası açısından önemli bir dönüm noktasıdır.

Artık işletmeler açısından konu yalnızca gelecekte çıkabilecek bir düzenlemeye hazırlanmak değil; yürürlüğe giren yeni karbon yönetimi altyapısını doğru anlamak ve kurumsal süreçlerini buna göre geliştirmektir.

 

TÜRKİYE ETS HANGİ İŞLETMELERİ İLGİLENDİRİYOR?

Türkiye ETS Yönetmeliği kapsamında tesisler, emisyon büyüklüklerine göre kategorilere ayrılmaktadır.

Yönetmelikte genel olarak;

Kategori A: Yıllık emisyonu 50.000 ton CO₂ eşdeğerine eşit veya daha düşük olan,

Kategori B: Yıllık emisyonu 50.000 ton CO₂ eşdeğerinden fazla ve 500.000 ton CO₂ eşdeğerine eşit veya daha düşük olan,

Kategori C: Yıllık emisyonu 500.000 ton CO₂ eşdeğerinden fazla olan tesisler için sınıflandırma yapılmaktadır.

Ancak bir işletmenin ETS kapsamındaki durumunun yalnızca toplam emisyon miktarına bakılarak değerlendirilmesi yeterli değildir. Yönetmeliğin faaliyet kapsamı, kapasite eşikleri, istisnalar ve ilgili diğer hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Bu nedenle işletmeler açısından ilk adım, “ETS kapsamına giriyor muyuz?” sorusunun tesis ve faaliyet bazında doğru şekilde analiz edilmesidir.

 

İZLEME, RAPORLAMA VE DOĞRULAMA NEDEN ÖNEMLİ?

Karbon piyasasının sağlıklı çalışabilmesi için emisyon miktarlarının güvenilir verilere dayanması gerekir.

Bu nedenle ETS’nin temel unsurlarından biri İzleme, Raporlama ve Doğrulama (MRV) altyapısıdır.

İşletmeler açısından enerji ve emisyon verilerinin;

ölçülebilir → izlenebilir → doğrulanabilir → raporlanabilir olması gerekir.

Bir tesisin yalnızca yıllık toplam enerji tüketimini bilmesi giderek yeterli olmaktan çıkmaktadır.

Enerjinin hangi kaynaktan geldiği, hangi proseste kullanıldığı, üretim miktarıyla nasıl ilişkilendiği ve bunun sonucunda ne kadar sera gazı emisyonu oluştuğu da yönetilebilir veri haline gelmelidir.

Bu noktada dijital enerji ve karbon yönetim sistemleri önemli bir rol üstlenmektedir.

Avrupa Birliği’nde CBAM/SKDM’nin Kesin Dönemi Başladı

Türkiye’deki ETS dönüşümünü önemli hale getiren diğer bir gelişme ise Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizmasıdır (CBAM/SKDM).

CBAM’ın geçiş dönemi 2023-2025 yılları arasında uygulanırken, kesin dönem 1 Ocak 2026 itibarıyla başlamıştır.

Mevcut düzenleme kapsamında mekanizma başta;

çimento,
demir-çelik,
alüminyum,
gübre,
elektrik ve
hidrojen

sektörlerindeki belirli ürünleri kapsamaktadır.

CBAM’ın temel yaklaşımı, Avrupa Birliği’ne ithal edilen kapsamdaki ürünlerin üretimi sırasında ortaya çıkan gömülü emisyonların karbon maliyetinin dikkate alınmasıdır.

Dolayısıyla Avrupa Birliği’ne ihracat yapan üreticiler açısından karbon verisinin doğruluğu giderek ticari bir gerekliliğe dönüşmektedir.

 

2026 İTİBARIYLA CBAM’DA NE DEĞİŞTİ?

CBAM’ın kesin döneminin başlamasıyla sistem yalnızca emisyon bilgilerinin raporlandığı geçiş dönemi yapısından çıkarak karbon maliyetinin devreye girdiği yeni aşamaya geçti.

Güncel AB düzenlemeleri kapsamında belirli CBAM ürünlerinde yıllık toplam 50 tonluk kütle bazlı eşik uygulanmaktadır.

Eşiğin aşılması halinde AB’deki ithalatçılar veya ilgili dolaylı gümrük temsilcileri açısından yetkilendirilmiş CBAM beyan sahibi statüsü ve ilgili CBAM yükümlülükleri gündeme gelmektedir.

CBAM sertifikalarının fiyatı ise AB Emisyon Ticaret Sistemi’ndeki tahsisat fiyatlarıyla ilişkilendirilmektedir.

Bu yapı, Türkiye’deki ihracatçılar açısından önemli bir sonuç ortaya çıkarmaktadır:

Ürünün karbon yoğunluğu artık yalnızca sürdürülebilirlik raporlarında kullanılan bir çevresel gösterge değil, uluslararası ticarette maliyet ve rekabet gücü üzerinde etkili olabilecek stratejik bir veridir.

 

TÜRKİYE ETS İLE CBAM/SKDM ARASINDAKİ İLİŞKİ

Türkiye ETS ile Avrupa Birliği CBAM sistemi birbirinden bağımsız düzenlemeler olmakla birlikte, karbon fiyatlandırması açısından aralarında önemli bir ekonomik ilişki bulunmaktadır.

CBAM kapsamında, üretim ülkesinde ilgili gömülü emisyonlar için fiilen ödenmiş ve mevzuatın öngördüğü şartları karşılayan bir karbon fiyatının bulunması halinde bu karbon maliyetinin dikkate alınabilmesine yönelik mekanizma bulunmaktadır.

Bu nedenle Türkiye’de işleyen bir karbon fiyatlandırma sisteminin gelişmesi, özellikle Avrupa Birliği ile yoğun ticaret yapan sektörler açısından stratejik önem taşımaktadır.

Ancak bunun nasıl uygulanacağı; ilgili ürün, emisyon, karbon fiyatı ve yürürlükteki AB düzenlemelerine göre ayrıca değerlendirilmelidir.

 

ENERJİ YÖNETİMİ İLE KARBON YÖNETİMİ ARTIK BİRLİKTE DÜŞÜNÜLMELİ

Bir işletmenin karbon emisyonlarını yönetebilmesi için öncelikle emisyonun kaynağını doğru şekilde belirleyebilmesi gerekir.

Sanayi tesislerinde bu kaynakların önemli bir bölümü doğrudan veya dolaylı olarak enerji tüketimiyle bağlantılıdır.

Bu nedenle şu zincirin kurulması önemlidir:

Enerji Kaynağı → Tesis → Proses → Üretim Hattı → Makine/Ekipman → Ürün → Enerji Tüketimi → Emisyon → Karbon Maliyeti

Bu bağlantıyı kurabilen işletmeler yalnızca geçmiş tüketimlerini raporlamakla kalmaz.

Aynı zamanda;

nerede kayıp olduğunu,
hangi prosesin verimsiz çalıştığını,
hangi yatırımın enerji tüketimini azaltacağını,
ne kadar emisyon azaltımı sağlanabileceğini ve
bu iyileştirmenin ekonomik etkisini

daha sağlıklı değerlendirebilir.

 

AEYS İLE ENERJİDEN KARBONA VERİYE DAYALI YÖNETİM

İSİAS Eğitim ve Danışmanlık tarafından geliştirilen AEYS – Akıllı Enerji Yönetim Sistemi, işletmelerin enerji verilerini sistematik olarak izleyebilmesi, analiz edebilmesi ve karar destek süreçlerinde kullanabilmesi amacıyla geliştirilmiştir.

AEYS yaklaşımında temel hedef yalnızca enerji tüketimini bir grafik üzerinde göstermek değildir.

Asıl amaç;

veriyi toplamak,
veriyi anlamlandırmak,
enerji performansını ölçmek,
anormal tüketimleri belirlemek,
iyileştirme alanlarını ortaya çıkarmak ve
geleceğe yönelik kararları veriye dayalı hale getirmektir.

Tesis, bina, proses, üretim hattı ve ekipman seviyesinde oluşturulan enerji veri altyapısı; ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemi çalışmalarının yanı sıra kurumsal karbon ayak izi, ürün karbon ayak izi, CBAM/SKDM ve sürdürülebilirlik çalışmalarında ihtiyaç duyulan veri yönetiminin güçlendirilmesine de katkı sağlayabilir.

 

İŞLETMELER BUGÜN NE YAPMALI?

Türkiye ETS’nin mevzuat altyapısının oluşturulması ve Avrupa Birliği CBAM’ın kesin döneminin başlaması, işletmeler açısından enerji ve karbon yönetiminde yeni bir döneme işaret ediyor.

Bu dönemde kuruluşların öncelikle kendi durumlarını değerlendirmeleri gerekir.

ETS kapsam analizi yapılmalı.

Tesislerin faaliyetleri, kapasiteleri ve sera gazı emisyonları değerlendirilerek Türkiye ETS kapsamındaki konumları belirlenmelidir.

Enerji veri altyapısı güçlendirilmeli.

Elektrik, doğal gaz ve diğer enerji kaynaklarının yalnızca fatura seviyesinde değil; mümkün olduğunca tesis, proses, hat ve ekipman seviyesinde takip edilmesi sağlanmalıdır.

Sera gazı emisyon envanteri oluşturulmalı.

Emisyon kaynakları belirlenmeli, faaliyet verileri düzenli şekilde toplanmalı ve hesaplamaların izlenebilirliği sağlanmalıdır.

Ürün bazlı karbon verisine hazırlanılmalı.

Özellikle Avrupa Birliği’ne ihracat yapan işletmeler, CBAM kapsamındaki ürünlerinin gömülü emisyonlarının hesaplanmasına yönelik veri altyapısını güçlendirmelidir.

Enerji ve karbon birlikte yönetilmeli.

Enerji verimliliği projelerinin yalnızca sağladığı enerji tasarrufu değil, oluşturduğu emisyon azaltımı ve ekonomik etkisi de değerlendirilmelidir.

 

YENİ DÖNEMİN SORUSU: KARBONUNUZU YÖNETEBİLİYOR MUSUNUZ?

Düşük karbonlu ekonomiye geçiş, işletmeler açısından yalnızca yeni yükümlülükler anlamına gelmiyor.

Doğru yönetildiğinde bu dönüşüm;

enerji maliyetlerinin azaltılması,
operasyonel verimliliğin artırılması,
karbon risklerinin yönetilmesi,
uluslararası rekabet gücünün korunması ve
sürdürülebilir üretim altyapısının geliştirilmesi
için önemli fırsatlar da oluşturabilir.

Önümüzdeki dönemde işletmeler için kritik konu yalnızca ne kadar karbon salındığını hesaplamak olmayacak.

Asıl önemli olan; Karbonun nerede oluştuğunu bilmek, neden oluştuğunu anlamak, nasıl azaltılacağını belirlemek ve bu süreci ölçülebilir verilerle yönetebilmek olacaktır.

İSİAS Eğitim ve Danışmanlık olarak geliştirdiğimiz AEYS – Akıllı Enerji Yönetim Sistemi ile enerjiyi yalnızca izlenen bir gider kalemi olmaktan çıkararak veriye dayalı, ölçülebilir ve geliştirilebilir bir yönetim alanına dönüştürmeyi hedefliyoruz.

AEYS – Enerjiyi ölçün. Veriyi anlayın. Geleceği yönetin.

 

Kaynakça

  1. T.C. Resmî Gazete, 7552 Sayılı İklim Kanunu, 9 Temmuz 2025.
  2. T.C. Resmî Gazete, Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi Yönetmeliği, 27 Ağustos 2026.
    T.C. Resmî Gazete – 27 Ağustos 2026
  3. European Parliament and Council of the European Union, Regulation (EU) 2023/956 establishing a Carbon Border Adjustment Mechanism (CBAM), 10 Mayıs 2023. Düzenleme, CBAM’ın temel hukuki çerçevesini oluşturuyor ve kesin döneme ilişkin hükümlerinin önemli bölümü 1 Ocak 2026’dan itibaren uygulanıyor.
    EUR-Lex – Regulation (EU) 2023/956
  4. European Parliament and Council of the European Union, Regulation (EU) 2025/2083 amending Regulation (EU) 2023/956 as regards simplifying and strengthening the Carbon Border Adjustment Mechanism, 8 Ekim 2025.
    EUR-Lex – Regulation (EU) 2025/2083
  5. European Commission – Taxation and Customs Union, Carbon Border Adjustment Mechanism (CBAM) – Legislation and Guidance. Bu kaynak, 2026 kesin dönem metodolojisi, varsayılan değerler, benchmarklar ve uygulama düzenlemeleri için güncel resmî AB kaynağıdır.
    European Commission – CBAM Legislation and Guidance
  6. European Commission – Taxation and Customs Union, CBAM Sectors and Guidance Documents, 2026. Komisyon 14 Ağustos 2026’da kesin dönem için genel ve sektör bazlı yeni uygulama rehberlerini yayımladı.
    European Commission – CBAM Sectors

 

Yorumunuz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir